Sesli Makaleüst menü

Hemşehrimiz Cadılar

0

Hemşehrimiz Cadılar

İlk çağlardan beri insanlar dış gerçekliğe karşı hikâyeler uydurmuş, dünyayı anlamlandırmaya çalışmıştır. Karşısında savunmasız kalınan doğa ile mücadelede mitler toplumları silahlandırmıştır. Doğaüstü dünya, insanlığın ilk günlerinden bugüne masal ve efsanelerle dur durak bilmeden aramızda dolaşmaya devam etmiştir. Cadılar da diğer hayalî olağanüstü varlıklar gibi toplumların cevap veremedikleri korkularının somutlaşması sonucu doğmuştur.

Dilimize Farsça’dan giren Sanskritçe kökenli bir kelime olan cadı ifadesi Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de geçer. Evliya Çelebi, kendinden önceki ünlü seyyahlar İbn Batuta ve Marco Polo gibi, seyahat notlarına olağanüstü efsaneler yerleştirmiştir. Osmanlı coğrafyasının uzak ve gizemli köşelerinde Çelebi’nin cadılara dair bizzat deneyimlediğini iddia ettiğibirden fazla olay mevcuttur. 17. yüzyıl insanının cadı hakkındaki düşüncelerini ortaya koyan bu anlatılardan en meşhuru üç yüz haneli Çerkez Pedsi Köyü’nde gerçekleşen cadıların cengi hadisesidir. Evliya Çelebi 1076 şevvali’nin yirminci gecesinde gökyüzünde Çerkez ve Abaza oburlarının savaştığına tanık olduğunu anlatır. Küplerin, hasırların, tenekelerin ve ölü hayvanların üzerine binmiş gökyüzünde birbirine saldıran onlarca cadının fırlattığı nesneler yere düşmekte ve çakan şimşeklerle her yer aydınlanmaktadır. Çelebi, yanındakilerden her Karakoncolos gecesi bu temaşaya şahit olunduğunu öğrenir ve gördüğü vahşeti çeşitli ayrıntılarla anlatır.

Seyahatname’nin üçüncü cildinde Evliya, Bulgaristan’da Türk köyleri arasındaki bir Bulgar köyü olan Çalıkkavak’da kızlı erkekli yedi çocuğuna bağırıp çağıran bir cadıya şahit olduğunu aktarır. Ocaktaki külü kendine ve çocuklarına süren yaşlı kadın tavuğa, evlatları da civcivlere dönüşür. Cadıyı idrarla ıslatmak suretiyle etkisiz hâle getiren kişi “Sultânım, ol karı başka soydur. Kış giceleri yılda bir kerre eyle kara koncoloz olurdu. Ammâ bu yıl tavuk oldu. Kimseye zararı yokdur.” diyerek Evliya Çelebi’ye kendini ifade eder.

Türk tarihinde cadılık, Avrupa tarihinin 15. ve 17. yüzyıllarında görülen büyücülükle uğraştığı düşünülen dul kadınlardan ziyade hortlak özellikleri gösteren hayalî bir varlığı karşılar. Öyle ki Evliya Çelebi de cadıyı mezardan çıkma ve kan emme gibi özellikleriyle tarif eder.

Doğu Karadeniz’den derlenen efsanelerde ise Balkanların, Anadolu’nun ve Orta Doğu’nun tersine mezardan hortlamak suretiyle kan emici varlıklar olarak değil, kendini baskılamak suretiyle değişim geçiren kadınlar karşımıza çıkar. Bu cadılar ya da cazılar, suya batmamaktadır. Suya girdiklerinde kuyruklarının ortaya çıktığı söylenir ve yüzüne cadı olduğu vurulduğunda kendilerine gelip geceleri çocuk öldürme eylemini bıraktıkları düşünülür. Uçarak Kırım’a gittikleri ve orada toplantılar yaptıkları yönünde inançlar mevcuttur.

Tüm bunların yanında Anadolu masallarındaki cadıları incelemek ve özelliklerine bakmak gerekir. Görülecek ilk özellik cadıların süpürgeye değil küplere biniyor olmasıdır. Bindikleri küpe kaçırdıkları kızları atarlar. Bazen parayla kötülük yapmaları için tutuldukları da görülür.

Masallarda karşımıza çıkan cadılar genellikle kadındır. Hortlak tipinin yanında büyü yapan ara bozucu çirkin ve yaşlı kadınlar da bu isimle anlatılarda yer alır. Göğüslerini taşıyamayıp omuzlarından arkasına atmalarıyla tasvir edilirler ve bu tasvire sıkça başvurulur. Kimi masallarda cadının bir asa ile insanları heykel gibi dondurduğu görülür.

Cadının Türk kültüründeki tasavvuru Karagöz oyunundaki figürlere de yansımıştır. Küplere binerken resmedilen gölge oyunu karakterleri Batı hegemonyasındaki tiplemelerden oldukça uzaktır. Bugün cadıların bizdeki gerek tarihsel gerek masalsı karşılıklarını bilmek,

öğrenmek önemlidir. Onların varlıklarını yok saymamamız onlara doğru sorular sormamız gerekir. Tek tipleşen dünyada unuttuğumuz bu farklı renkleri tekrar ortaya çıkarmak lazım. Keza bu oryantalist cadılar sınırları aşmış ünlü Narnia serisindeki Jadis’e, masallarımızdaki kötücül motifleri Harry Potter’daki hortkuluklara ilham olmuştur.

Kaynakça:

  • Çağatay, İ.A. (2011). Laz Sözlü Kültüründe Cazi İnancı, Tanura Dergisi, Sayı:2.
  • Öztürk Bitik, B. (2011). Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesinde Cadı, Obur, Büyücü Anlatıları ve Kurgudaki İşlevleri, Milli Folklor Dergisi, Sayı: 92.
  • Sarpkaya, S. (2018). Türklerin Şeytani Masalları Türk Masal ve Efsanelerinde Demonik Varlıklar. Ankara: Karakum Yayınları.
  • Yaltırık, M. (2012). Türk Kültüründe Hortlak-Cadı İnanışları, Tarih Okulu Dergisi, Sayı:16.

High Quality Customized Essay Writing Service

Önceki

Why You Should Buy Essays Online From a Respected Service

Sonraki

hoşunuza gidebilir

Yorumlar

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla Sesli Makale