Editörüm Seçimi Sesli MakaleSesli Makaleüst menü

Timurlu Dönemi Minyatür Sanatı

0

Minyatür nedir?

Minyatür, kelime anlamı itibariyle “Sülüğenle (kırmızı kurşun tozu) boyanmış” demektir. Orta çağ Avrupa’sında, el yazmalarının başlarında bulunan “Miniatura” adlı tezhipten türeyen bu kavram, zaman içinde “Minor” kelimesinin etkisiyle “Küçük resim” anlamını taşımıştır. İslam sanatında minyatüre “tasvir” denmiştir ve minyatür sanatçısı; “Musavvir, nakkaş” gibi isimlerle anılmıştır. Minyatür sanatı, üslubu dolayısıyla reel olana uzak ve düşünsel olana yakın olarak değerlendirilebilir.

Bir metni açıklamak amacıyla üretilebilen minyatür eserlerinin ilk örneklerinin eski Mısırlılara ait olduğu söylenebilir. Bu dönemde minyatür, papirüs, parşömen ve fildişi gibi farklı malzemeler üzerine yapılan küçük resim niteliğindedir. İslam minyatürlerininse en eski örneklerinin 12-13. yüzyıllara dayandığı bilinmektedir. İlk İslam fetihlerinin ardından İran’daki zerdüşt rahiplerin elinde bulunan resimli yazmaların İslam minyatürlerini etkilediği düşünülmektedir. Fakat asıl etkinin, öğretisini yazdığı kitapları resimlerle süsleyen ve müslümanların “Mani-i Nakkaş” dedikleri Mani ressamın etkisi olduğu söylenebilir. Mani’nin Sasani hükümdarı tarafından öldürülüşünün ardından, doğuya göç eden mensuplarının, dini öğretilerini yaymaları sonucu Uygurlar, bu etkiyle minyatürlerinde Maniheist figürler kullanmışlardır. Uygur minyatür yorumunun da kendisinden sonraki dönemleri etkilediği bilinmektedir. Bu dönemler arasında en önemlilerinden biri de ele alınacak olan Timurlu dönemidir.

Timurlu Sanatı Özelinde Minyatür

1370 yılında kurulan Timurlu Devleti, geniş coğrafyalara hâkim, güçlü bir devlet olmanın yanı sıra parlak bir medeniyet timsalidir. Kuruluşundan itibaren mensuplarının sanata düşkünlüğüyle bilinmektedir. Çeşitli entelektüel zenginlikleri, kıymetli ilim adamları ve sanatçılarıyla birlikte devletin hükümdarları da ilim insanı, sanatçı veya sanatçı hamisiydiler. Kültür-sanat dünyasına biçilen önemli rol, pek çok sahada gelişim sağlanmasına sebebiyet vermiştir.

1381 yılında Herat şehrinin Emir Timur’un hâkimiyetine girmesiyle burada Timurlular çağı başlamıştır. Timurlu mirzaları arasında Şahruh Mirza (1397-1447) ve Hüseyin Baykara dönemleri şehrin kültürünün en yüksek düzeyde olduğu dönemlerdir. İdarecilerin kültür hareketlerine teşvikleri medeniyetin her alanında gelişim sağlamaya vesile olmuştur.

Emir Timur’un ölümünün ardından Şahruh’un başkenti Herat; 15. yüzyılın sanat ve edebiyat merkezi olarak, diğer iki kültür şehri olan Semerkant (Timur ve Uluğ Bey dönemi) ve Şiraz’ın (İskender Mirza) önüne geçmiştir. Burası, kültür tarihi bakımından en parlak yılları önce Şahruh çağında ve Baysungur Mirza’nın sanat çevresiyle sonra Hüseyin Baykara çağında Ali Şir Nevayi’nin sanat hareketleriyle yaşamıştır. Herat, 15. yüzyılda dünyada eşsiz bir sanat ve edebiyat merkezi haline gelmiş, burada çeşitli alanlara dair gelişmeler ortaya konmuştur.

Türk minyatür sanatının beş devresinden dördüncüsü olan Timurlu dönemi resimlerinin kökleri Gazneli, Büyük Selçuklu geleneklerine ve Uygur etkisine dayanır ve geldiği noktada gelişmiş örnekler ihtiva eder.

Timur’un ve Timurlu dönemi hükümdarlarının, geleceğe taşıdıkları kültürel mirasın çeşitliliğini sanatçı davetlerine dayandırmak mümkündür. Bağdat, Tebriz, Şiraz gibi yerlerden sanatkârların toplanıp başkent Semerkant’a getirildiği bilinmektedir. Bu icraatlerin, oluşan üsluplara temel teşkil ettiği söylenebilir. Himaye edilen sanatkârlar yeni fikirler ortaya atar ve oluşan etkileşim ortamının sonucunda “üslup” yavaş yavaş kendini gösterir, özellikleriyle birlikte var olmaya başlar. Nitekim, Timurlu Minyatürleri incelendiğinde, dönemsel değişimler üzerinden görülecek birtakım üslup etkileri bahsi geçen çeşitliliği sağlamış ve “Timurlu Minyatürleri” olarak sınıflandırılan bir dönem minyatür sanatının içeriğini oluşturmuştur.

İslam minyatür sanatının önemli örneklerinden çoğu Timurlular dönemine aittir. Eserler, Timur’un oğlu Şahruh ve torunlarının hamiliğinde hazırlanmıştır. Uluğ Bey, İskender Sultan, Gıyaseddin Baysungur, minyatür yapımına önemli desteği veren isimlerdir. Şahruh’un Cami’ut-tevarih nüshalarını çoğalttırdığı ve dönemin tarihçisi Hafız Ebru’ya eserin devamı niteliğinde kendi dönemini yazdırdığı bilinmektedir. Eser, minyatürler barındırmaktadır.

Ayrıca Şahruh, Herat’ı başkent yapışının ardından babası Timur’un Semerkant’a yaptığı gibi imar faaliyetlerini önemsemiş, Herat’ı devletin merkezi haline getirmek için çaba sarf etmiştir.

Akabinde tahta geçen, Şahruh’un oğlu Baysungur da bir sanat hamisidir. Aynı zamanda şair ve hattat olduğu da bilinmektedir. Herat’ta bir sanat akademisi kurduğu ve oraya, devrin en usta sanatçılarını topladığı bilgisi de aktarılmaktadır.

Sanatsever Mirza’nın ömrü boyunca Herat’taki kültür sanat hayatına bağlı olduğu, burada kurduğu kütüphanesinden ayrılmadığı bilinir. İran’a düzenlediği seferle birlikte ta’lik ustası Cafer-i Tebrizi gibi hattat, müzehhip ve sanatçıları Herat’a getirdiği aktarılır. 1420 yılında Bağ-ı Sefid sarayında kurmuş olduğu ve “Kütüphane” adını verdiği atölyede Mevlana Ali, Emir Halil, Hace Gıyaseddin gibi musavvir nakkaşlar ve Sultan Ahmed Celayir’in sarayında çalışmış olan mücellid Mevlana Kıvameddin gibi cilt ustaları vardır. Atölyenin yönetiminin Cafer-i Tebrizi’ye verildiği bilinmektedir. 

Baysungur’un ölümünün ardından faaliyetleri yavaşlayan Herat Nakkaşhanesi’nde hazırlanmış olan iki meşhur eser, Firdevsi’nin Şahnamesi ile Nizami’nin Hamsesi’dir.

Şiraz okulunda önceki zaman dilimine göre daha basit minyatürlerin yapıldığı İbrahim Sultan ve Abdullah Sultan dönemlerine ait önemli eserler de “Kelile ve Dimne” ile “İbrahim Sultan Şehnamesi” dir.

Bahsedilebilecek diğer bir dönem, son Timurlu hükümdarı Hüseyin Baykara dönemidir. Bu dönemde Herat, önemli bir sanat merkezi haline gelmiştir. Bu dönem, edebiyatta Farsça yerine Çağatay Türkçesi’nin kullanıldığı bir dönemdir. Kendisinden önceki hükümdarlar gibi sanatçı hamisi olan Hüseyin Baykara, veziri Ali Şir Nevayi başta olmak üzere şairleri, hattatları, nakkaşları desteklemiş ve sanatsal faaliyetlere teşvik etmiştir.

Herat şehri, Şahruh’un ve ardından Uluğ Bey’in ölümünden sonra Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah’ın istilasına uğramıştır. Bunun sonucunda sanat hayatında ciddi boşluklar yaşansa da en nihayetinde şehir, ikinci altın çağını Hüseyin Baykara ile yaşamıştır.

Hüseyin Baykara, sarayında kültür, sanat ve edebiyata dair sohbetler düzenler ve bu sohbetler “Hüseyin Baykara Divanı” veya “Hüseyin Baykara Meclisi” olarak bilinirdi. Bununla beraber Baykara’nın sanatkârların reisi olarak getirdiği Kemaleddin Behzad’dan bahsetmek gerekir.

Ünlü minyatür nakkaşı Behzad ve öğrencilerinin etkisiyle, Herat’ta, Hüseyin Baykara kütüphanesinde yeni bir üslup oluşmuştur. Baykara’nın oğlu Bediüzzaman için Herat’ta resmedilen Nevayi Hamsesi, Behzad’ın etkili olduğu Herat üslubu ile yapılmış en eski resimli yazmadır. Saray nakkaşları tarafından hazırlanan bu yazma, Behzad üslubunun etkisiyle kompozisyon, renk ve işçilik bakımından zengindir. İç mekân sahnelerinde arka planda görülen çini örnekleri, özenle çizilmiş figürler, gelişmiş doğa anlatıları ve genel olarak gündelik yaşamdan kesitler şeklinde görülen sahneler, Behzad etkisinde aşama katetmiş Herat üslubunun özelliklerini yansıtır.

1504 yılında Hüseyin Baykara’nın oğlu Muhammed Hüseyin’in Özbek tehlikesine karşı Şah İsmail’e iltica etmesi ve akabinde 1507 yılında Herat’ın Özbekler tarafından alınmasıyla beraber Tebriz’e gelen sanatçıların üslup yansımaları görünür. Bu bağlamda, Türkmen saray üslubu ile resim yapan nakkaşlarla Herat’ta Behzad etkisinde nakışçı üslup ile resim yapan nakkaşlar grubu birlikte görülmüştür.

Genel olarak bakıldığında Timur devri minyatür sanatını üç devreye ayırmak mümkündür. Başlangıç; Şahruh dönemi, sonrası Baysungur dönemi ve II. Altın çağ; Hüseyin Baykara dönemi. Bu bağlamda farklı sanatkârların katkısıyla dönemsel olarak değişiklik gösteren üsluplardan başlıcalarını da şöyle sıralamak mümkündür: “Herat Üslubu, Şiraz Üslubu, Celayir Üslubu”.

Yukarıda da bahsi geçen sanat ve kültür merkezi Herat, burada üretilen sanat eserleriyle “Herat Üslubu” denilen yeni bir üslubu bünyesinde barındırmış, bu üslup, Osmanlılar’dan Babürlüler’e kadar geniş bir coğrafyada uzun süre etkisini hissettirmiştir. Timurlular devrinde Semerkant ve Herat‘ın yanı sıra bir başka önemli kültür sanat merkezi Şiraz’dır. Burası, “Şiraz Üslubu”nun menbaı olan şehirdir. Şahruh, 1409- 1414 tarihleri arasında Şiraz valisi olan torunu İskender Mirza’yı tahttan indirmiş ve yerine oğlu İbrahim’i getirerek hazineyi Herat’a taşımıştır. İskender Mirza’nın saray hattatı Maruf el-Bağdadi de diğer ustalarla birlikte Herat’a getirilmiştir. Dönemin sanatkârları, nakkaşları hakkında bilgilere “Cöng-i Yakubi” adlı eserden ulaşılabilir.

Üsluplar, genel bir bakış ile gözden geçirildiğinde; Herat Üslubu’nun önce Timur devri sanat ortamıyla Şahruh dönemine geçtiğini, ardından Baysungur’un “Bağ-ı Sefid” olarak nitelendirilen saray ortamında şekillendiğini, nihayetinde ise Hüseyin Baykara dönemindeki sanat hamiliğiyle son şeklini aldığını görmek mümkündür.

Herat Üslubunda, yukarıda bahsi geçen başka üslupların izlerini de görmek mümkündür. Bunlar; Timurluların Bağdat’ı almalarıyla birlikte buradaki sanatkârların Semerkant’a nakledilmesi ve Bağdat-Tebriz atölyelerinden getirilen bu insanların işledikleri üslubu da beraberlerinde getirmesiyle “Celayir Üslubu”, Şiraz ve çevresine hâkim olmalarıyla birlikte eski Muzafferi’lerin izlerini taşıyan “Şiraz” üslubu, yine Şiraz ve Bağdat atölyelerinde görülen “Türkmen Üslubu” olarak sıralanabilir.

 

KAYNAKÇA

  • TDV İslam Ansiklopedisi , Mahir, F. “Minyatür” maddesi, 2005, (erişim 16.01.2021) https://islamansiklopedisi.org.tr/minyatur
  • Aka, İsmail Timurlular, İstanbul, Kronik Yayınları, 2019, s. 200
  • Biçer, Şehnaz “Tezhip Sanatında İhtişamlı Bir Dönem: Timur Devri Herat Üslubu” Academia Edu, 2009 (erişim: 16.01.2021) https://www.academia.edu/38093844/HAT_VE_TEZH%C4%B0P_K%C4%B0TABI_Tezhip_Sanat%C4%B1nda_%C4%B 0hti%C5%9Faml%C4%B1_Bir_D%C3%B6nem_Timur_Devri_Herat_%C3%9Cslubu
  • Tezcan, Gülsen “Ali Şir Nevayi’nin Kaleminden Nakkaşların Fırçalarına: Türk Dünyası’ndaki Kültürel ve Sanatsal Mirasın İzleri”, (Türk Dünyası Kültürel Değerleri Uluslararası Sempozyumu, Eskişehir, 4-8 Kasım 2013)
  • Özergin, M. “Temürlü sanatına ait eski bir belge: Tebrizli Ca’fer’in Bir Arzı” Sanat Tarihi Yıllığı (1976 ): 471-518
  • Toomajina, Jamaleddin “Türkmen Ekolü ve Herat Ekolünün Biçimsel Karşılaştırması”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, (2017) s.14
  • Aka, İsmail, Mirza Şahruh ve Zamanı, Ankara, TTK Yayınları, 1994, s.260

 

Kadifeli Beyefendi

Önceki

Craigslist Gays Men Gay Hookup Guru

Sonraki

hoşunuza gidebilir

Yorumlar

CEVAP BIRAKIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.